BÖLÜM 2 — AÇIK KAPI
Serra birkaç saniye boyunca evin önünde hareketsiz kaldı.
Kapı hâlâ açıktı.
İçerisi tamamen karanlıktı.
Az önce duyduğu sesi zihninde tekrar tekrar duyuyordu.
“Hoş geldin, Serra.”
Ama bu sesi tanımıyordu.
En azından tanımadığını düşünüyordu.
Bir adım geri çekildi.
Sonra telefonunu çıkardı.
Ekranda saat görünüyordu.
03.03
Telefonun şarjı tamamen bitmişti.
Serra istemsizce kapıya baktı.
İçeriden soğuk bir hava geliyordu.
Bu evde kimse yaşamıyordu.
Yıllardır kimse yaşamıyordu.
Peki kapıyı kim açmıştı?
Serra çantasının sapını sıkıca tuttu ve yavaşça içeri girdi.
Kapının hemen yanında eski bir ayna vardı.
Aynaya bakmamaya çalıştı.
Fakat yanından geçerken gözünün ucuyla bir hareket gördü.
Durdu.
Yavaşça aynaya döndü.
Kendi yansıması karşısındaydı.
Ama...
bir şey yanlıştı.
Serra aynaya bakarken yansıması birkaç saniye boyunca hiç hareket etmedi.
Serra başını eğdi.
Yansıması hâlâ ona bakıyordu.
Sonra aynadaki Serra gülümsedi.
Gerçek Serra'nın yüzünde ise hiçbir ifade yoktu.
Serra korkuyla aynadan uzaklaştı.
Ayna bir anda çatladı.
ÇAT!
Serra çığlık atarak geri çekildi.
Koridorun sonundan bir ses geldi.
Bir kapı açılmıştı.
Serra nefesini tuttu.
“Kim var?”
Cevap yoktu.
Koridorun sonunda küçük bir oda vardı.
Kapının üzerinde eski bir isim yazıyordu.
LEYRA
Serra'nın kalbi duracak gibi oldu.
Kapıya yaklaştı.
Elini kapı koluna uzattı.
Tam dokunacakken içeriden bir fısıltı duyuldu.
“Serra...”
Bu kez ses çok daha yakındı.
Serra elini çekti.
Kapının altından küçük bir kâğıt parçası dışarı doğru itildi.
Serra eğilip kâğıdı aldı.
Üzerinde tek bir cümle vardı:
“Beni neden bıraktın?”
Serra'nın gözleri doldu.
“Ben seni bırakmadım...”
Sözler ağzından çıkar çıkmaz evin bütün ışıkları aynı anda yandı.
Koridor aydınlandı.
Duvarlarda onlarca fotoğraf asılıydı.
Serra fotoğraflara baktıkça yüzündeki korku büyüdü.
Fotoğraflarda aynı ev vardı.
Aynı oda.
Aynı insanlar.
Ama her fotoğrafta Serra da vardı.
Birinci fotoğrafta...
Serra beş yaşındaydı.
İkinci fotoğrafta...
On yaşındaydı.
Üçüncü fotoğrafta...
Leyra'nın yanında duruyordu.
Serra fotoğraflara bakarken titreyen bir sesle konuştu:
“Ben burada hiç bulunmadım...”
Koridorun sonundaki karanlıktan bir cevap geldi.
“Hatırlamıyorsun.”
Serra dondu.
Arkasından ayak sesleri duyuldu.
Bir...
İki...
Üç...
Sonra ses tamamen kesildi.
Serra yavaşça arkasına döndü.
Kimse yoktu.
Fakat yerde yeni bir fotoğraf duruyordu.
Serra eğilip fotoğrafı aldı.
Fotoğrafta kendisi vardı.
Yanında Leyra...
Ve arkalarında yüzü karanlıkta kalmış bir adam.
Fotoğrafın tarihi bugündü.
18 Eylül 2026.
Serra'nın parmakları titremeye başladı.
Çünkü fotoğrafın arkasında yeni bir cümle yazıyordu:
“Bu kez hepiniz öleceksiniz.”
💬 التعليقات