Ölüler fısıldamaz

الفصل 1

الفصل الأول

334 كلمة · 2 دقيقة للقراءة

إعلان

ÖLÜLER FISILDAMAZ

BÖLÜM 1 — GERİ DÖNÜŞ

Gece, kasabanın üzerine ağır bir sessizlik gibi çökmüştü.

Serra, otobüsün buğulanmış camından dışarı bakıyordu. Yolun iki yanında uzanan ağaçlar, karanlığın içinde şekilsiz gölgelere dönüşüyordu.

Saatine baktı.

02.36

Telefonunun ekranı bir kez titredi.

Mesaj.

Gönderen kısmında hiçbir isim yoktu.

Serra mesajı açtı.

“Sakın eve gitme.”

Kaşlarını çattı.

“Kim bu?”

Cevap gelmedi.

Birkaç saniye sonra ikinci mesaj geldi.

“Çünkü seni hâlâ bekliyor.”

Serra'nın kalbi hızlandı.

Tam telefonu kapatacağı sırada otobüs yavaşladı.

Şoför aynadan ona baktı.

“Serra.”

Serra başını kaldırdı.

“Efendim?”

“Burada ineceksin.”

Serra şaşkınlıkla camdan dışarı baktı.

Önünde eski bir yol vardı.

Bu yolun burada olmaması gerekiyordu.

“Burası benim durağım değil.”

Şoför birkaç saniye sustu.

Sonra sadece şunu söyledi:

“Biliyorum.”

Kapı açıldı.

Serra yerinden kıpırdamadı.

“Ben burada inmeyeceğim.”

Şoför bu kez ona dönmedi.

“İnmezsen, otobüs seninle devam edemez.”

Serra'nın içini açıklayamadığı bir korku kapladı.

Çantasını aldı ve otobüsten indi.

Kapı kapandı.

Otobüs birkaç saniye daha bekledi.

Sonra karanlığın içinde uzaklaştı.

Serra yolun ortasında tek başına kaldı.

Etrafına baktı.

Sessizlik...

إعلان

Ne rüzgâr vardı ne de bir kuş sesi.

Sadece uzaktan gelen çok hafif bir çan sesi duyuluyordu.

Serra telefonunu çıkardı.

Çekmiyordu.

Tam o sırada telefon yeniden titredi.

Yeni bir mesaj.

Bu kez yalnızca dört kelime vardı:

“Arkana sakın bakma.”

Serra donup kaldı.

Çünkü arkasından bir ses gelmişti.

Çok hafif...

Bir kız çocuğunun sesi.

“Serra...”

Serra'nın nefesi kesildi.

Ses tekrar geldi.

“Serra...”

Gözlerini kapattı.

Arkasına dönmemesi gerektiğini biliyordu.

Ama insan bazen korktuğu şeyi görmeden korkusunu yenemiyordu.

Yavaşça başını çevirdi.

Kimse yoktu.

Yol bomboştu.

Serra derin bir nefes aldı.

Tam önüne dönecekti ki yerde bir şey fark etti.

Eski, siyah bir fotoğraf.

Eğilip fotoğrafı aldı.

Fotoğrafta beş kişi vardı.

Dört yetişkin...

Ve ortalarında duran küçük bir kız.

Serra'nın elleri titremeye başladı.

Küçük kızın yüzünü tanıyordu.

Leyra.

Üç yıl önce ölen kız.

Fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu:

“Onu eve getiren kişi, kapıyı da açar.”

Serra fotoğrafı elinden düşürdü.

Tam o anda uzaktan evin kapısı açıldı.

Kimse dokunmamıştı.

Kapı yavaşça...

kendi kendine açılmıştı.

Ve karanlık evin içinden bir fısıltı yükseldi:

“Hoş geldin, Serra.”

إعلان

💬 التعليقات

سجّل دخولك لإضافة تعليق