Ölüler fısıldamaz

الفصل 5

الفصل 5

308 كلمة · 2 دقيقة للقراءة

إعلان

BÖLÜM 5 — UNUTULAN GECE

Serra aynanın karşısında hareketsiz duruyordu.

Leyra artık aynada görünmüyordu.

Sadece kendi yansıması vardı.

Ama Serra bir şeyi fark etmişti.

Yansımasının elinde bir fotoğraf bulunuyordu.

Gerçek Serra'nın elinde ise hiçbir şey yoktu.

Serra yavaşça eline baktı.

Boştu.

Sonra tekrar aynaya baktı.

Yansımasındaki Serra fotoğrafı ona doğru uzattı.

Serra'nın nefesi kesildi.

“Bu gerçek değil...”

Aynadaki görüntü gülümsedi.

Sonra fotoğrafı yere bıraktı.

Fotoğrafın düştüğü yerde küçük bir kapı belirdi.

Serra birkaç adım geri çekildi.

“Bu evde kaç tane kapı var?”

Cevap gelmedi.

Yerdeki kapı kendiliğinden açıldı.

Altından soğuk hava yükseldi.

Serra eğilip içine baktı.

Dar bir merdiven aşağıya doğru uzanıyordu.

Duvarlarda çocukların çizimleri vardı.

Bir ev...

Bir aile...

Ve her resimde aynı küçük kız.

Leyra.

Serra ilk basamağa ayağını koydu.

Tam aşağı inecekken arkasından bir ses duyuldu.

“Oraya girersen geri dönemezsin.”

Serra hızla döndü.

Doruk kapının yanında duruyordu.

Serra şaşkınlıkla ona baktı.

“Sen nereden çıktın?”

Doruk cevap vermedi.

Gözleri merdivenlere kilitlenmişti.

“Buraya hiç inmemeliydin.”

“Burası neresi?”

Doruk derin bir nefes aldı.

“Leyra'nın saklandığı yer.”

Serra'nın yüzü değişti.

إعلان

“Leyra burada mı?”

Doruk ona baktı.

“Leyra'nın bedeni değil.”

Bir süre sessizlik oldu.

“Peki ne var burada?”

Doruk'un sesi alçaldı.

“Hatıraları.”

Serra merdivenlere tekrar baktı.

Duvarın üzerinde yeni bir yazı belirdi.

“Unutulanlar ölmez.”

Serra fısıldadı:

“Ben neden hiçbir şeyi hatırlamıyorum?”

Doruk cevap vermeden önce ona uzun süre baktı.

“Çünkü biri hafızanı sildi.”

Serra'nın kalbi hızlandı.

“Kim?”

Doruk başını kaldırdı.

“Bunu öğrenmek istiyorsan aşağı inmelisin.”

Serra bir adım attı.

Sonra bir tane daha.

Merdivenin sonunda eski bir oda vardı.

Odanın ortasında büyük bir masa duruyordu.

Masanın üzerinde beş mum yanıyordu.

Her mumun önünde bir isim yazılıydı.

Serra.

Doruk.

İdil.

Aras.

Neva.

Serra'nın yüzündeki kan çekildi.

“Bunlar...”

Doruk arkasında durdu.

“Bizim isimlerimiz.”

Serra beşinci muma baktı.

Alevi diğerlerinden farklıydı.

Titriyordu.

Sonra mumun yanında bir isim daha belirdi.

Leyra.

Alev bir anda söndü.

Odanın karanlığında bir çocuk sesi duyuldu:

“Biriniz yalan söylüyor.”

إعلان

💬 التعليقات

سجّل دخولك لإضافة تعليق